
İskoçya 2026 Dünya Kupası'na yenilenmiş bir heyecanla ve tarihi bir fırsatın eşiğinde olduğu hissiyle geliyor. Uzun yıllar futbolun en büyük sahnesinden uzak kaldıktan sonra Tartan Army, devlerle kafa kafaya mücadele etmenin hayalini yeniden kuruyor. Takımın kimliği tutku, gurur ve kararlılık üzerine inşa edilmiş; tribünlere de bulaşan bu karakter, her maçı duygusal bir savaşa dönüştürüyor.
Dünya Kupası ile ilişkileri, geçmişteki sık katılımlar ve son on yıllarda kıl payı kaçan elemelerle şekillenmiş durumda. İskoçya, unutulmaz gecelere ve muazzam bir taraftar desteğine imza attı, ancak hiçbir zaman grup aşamasını geçemedi; bu da gururla birlikte içte kalmış bir ukdeyi besliyor. Turnuvaya bu dönüş, o hikâyeyi değiştirmek ve nihayet unutulmaz bir kampanyaya imza atmak için kusursuz bir fırsat olarak görülüyor.
Tarih boyunca mavi forma, yetenek ve karizmanın sembolü olan Kenny Dalglish, Denis Law ya da Jim Baxter gibi efsaneler tarafından savunuldu. Son dönemde ise Andy Robertson, Scott McTominay ve John McGinn gibi isimler, sağlam bir savunmayı cesaret ve kalite dolu anlarla harmanlayarak o savaşçı İskoç ruhunu sahaya yansıtıyor. Bu grubun gerçek gücü ise takım uyumunda ve hiçbir topu kayıp saymayan zihniyetinde yatıyor.
Çoğu uzmana göre İskoçya, 2026’ya tehlikeli bir sürpriz takım olarak geliyor; mücadele gücü yüksek ama favoriler arasında gösterilmiyor. Kura, onları turnuvanın en zorlu gruplarından biri olan C Grubuna yerleştirdi ve burada karakterini seviye olarak çok yukarıdaki rakiplere karşı test etmek zorunda kalacak. İşte rakipleri:
İskoçya için gerçekçi hedef, her puan için savaşmak, son maça kadar yarışın içinde kalmak ve eleme turlarına tarihi bir bilet alma hayalini kovalamak; böylece bu jenerasyonun ülkeyi yeniden dünya futbolunun elit seviyesine taşımaya hazır olduğunu kanıtlamak.